SON DAKİKA

Hitonhaber – Doğru ve Tarafsız haberin adresi

Hükümete Merkez Bankası bir mektup gönderdi

Hükümete Merkez Bankası bir mektup gönderdi
Bu haber 26 Ocak 2016 - 16:36 'de eklendi ve kez görüntülendi.
Merkez Bankası, hükümete ve kamuoyuna karşı yer alan açıklamasında…
Merkez Bankası, hükümete ve kamuoyuna karşı yer alan açıklamasında , 2015 yılındaki enflasyon hedefinin tutturulamamasının kaynaklanan temel sebebini kurlar olduğunu belirtti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, enflasyonun mevcut hedeften belirgin bir şekilde  sapmasından dolayı hükümete bir mektup gönderdi. TCMB Kanunu’nun 42’inci maddesine göre, enflasyon hedefinden belirgin bir şekilde sapması , Merkez Bankası’nın yaşanan bu sapmanın sebeplerini ve gerekli alınması gereken önlemleri hükümete yazılı bir şekilde iletmesi ve bu durum ile ilgili kamuoyuna açıklanmada bulunulması gerektiğini aktaran yazılı açıklamada, “10 Aralık 2014’te  yayımlanmış olan ’’2015 yılı Para ve Kur Politikası’’ başlıklı olan temel politika metninde belirtilmiş olduğu gibi, 2015 yılı için enflasyon hedefi hükümet ile birlikte  yüzde 5 seviyesinde belirlenmiştir. Yer alan yine aynı metinde, sene sonunda enflasyonun hedefinden belirgin bir şekilde (her iki yön için de 2 puandan daha fazla) sapması sonucunda hükümete bir açık mektup yazılacağı söylenilmiştir. 2015 sene sonunda enflasyon yüzde 8,81 düzeyinde gerçekleşerek, hedefinin belirgin bir şekilde üstünde kalmıştır. Bu yazılı metin, enflasyonun hedefinden sapmasının sebepleriyle hedefine ulaşmak için alınan ve alınması gerekli olan önlemleri açıklamaktadır” denildi.
2015 YILINDAKİ ENFLASYONU BELİRLEMİŞ OLAN FAKTÖRLER
2015 yılındaki ilk Enflasyon Raporu’nda sene sonu için öngörülmüş olan enflasyon tahmininin orta noktası yüzde 5,5 olarak bildirildiğini aktaran mektupta, fakat sene içerisinde söz konusu mevcut tahmine ilişkin varsayımlarda gözlenmiş olan sapmalar ve enflasyon dinamiklerini etkilemiş olan gelişmeler neticesinde sene sonunda enflasyon belirsizlik aralığı, beklenilenin üzerinde seyir ettiği, 2015 yılında enflasyonun koyduğu hedefin üzerinde gerçekleşmesinde etkisi olan temel unsurların en başında döviz kurundaki birikimli artışlar ve gıda fiyatlarının yüksek düzeye gelmesi  olduğu bildirildi. Gerek gıda olsun, gerekse de döviz kuru kaynaklı baskılar olsun,  geçtiğimiz dönemlere kıyaslama yapıldığında uzun sürmüş olması, doğrudan etki etmesinin yanı sıra beklentilerde de olumsuz yönde etki ederek enflasyon eğiliminin güçlenmesini sağladı. TÜFE enflasyonunda  yüksek seyir başta hizmetler olmak üzere, geriye dönük endeksleme hareketinin güçlü olduğu gruplarda enflasyonun yüksekte  kalmasına neden oldu.
Para politikalarında dair küresel belirsizliklerin artmış olduğu 2013 yılının ortalarından itibaren gelişme kaydeden ülke para birimlerinde belirgin derecede değer kayıpları görüldü. Bu görünen kayıp 2015 yılında da devam etmesine ek olarak iç belirsizliklerin de etki etmesiyle 2015 yılında Türk lirası döviz kuru sepetinin karşısında yaklaşık olarak yüzde 20 değer yitirdi. Değer yitirmesinde doğrudan  birinci etkilerin, temel mal fiyatları kanalı ile çekirdek gibi mallar enflasyonun  üzerinde belirgin biçimde seyir etti. 2015 yıl sonu itibari ile nitekim temel mallar TÜFE enflasyonuna en büyük katkıyı yapan alt grup olmuş oldu.
Gözlenen döviz kurundaki artışların birikimli bir şekilde yüksek bir seviyeye ulaşması, gıda ve hizmet gruplarını da etkisi altına aldı. Beklentiler ve fiyatlama davranışında yaşanan bozulma ile beraber bu grupların enflasyonunda, Türk lirasındaki değer kaybı ikincil etkileri de beraberinde getirdi. Uluslararası petrol fiyatları en başta bulunmak üzere ithalat fiyatlarındaki belirgin yaşanan düşüşe rağmen, döviz kuru gelişmeleri enflasyona olan etkisi 2015 yıl sonu itibari ile yaklaşık olarak 3 puana ulaştı.
Enflasyonun öngörülmüş olan seviyenin üzerinde seyir etmesinde bir diğer etken olan gıda grubu yıllık enflasyonu yüzde 10,9 ile hedef ile  uyumlu olan düzeylerin oldukça üzerinde gerçekleşmiş oldu.  Yıl genelinde gıda fiyatları yemek hizmetleri kanalı ile hizmet enflasyonunu da olumsuz olacak şekilde etki etti. 2015 yılında doğalgaz,elektrik, alkollü içecekler ve tütün gibi yönetimi yapılan fiyatların enflasyona olan net etkisi ise Ocak 2015 Enflasyon Raporu’nda sunulmuş olan enflasyon tahminleriyle uyum içindeki düzeylerde gerçekleşti.
Netice olarak, para politikasındaki sergilenen sıkı duruş ve kararı alınan makro ihtiyati tedbirlerin katkısı ile yurt içi talep ve kredi büyümesinin kontrolünün sağlandığı  2015 yılında ithalat fiyatlarında gözlenmiş olan belirgin azalışa rağmen enflasyon belirlenen hedefinin  üzerinde gerçekleşmesinde döviz kuru ve gelişme kaydeden gıda fiyatları ile beklentilerdeki bozulmaya bağlı olarak enflasyon eğilimindeki  güçlenme belirleyici unsur olduğu kaydedildi. Son dönemde buna karşılık petrol fiyatlarında yaşanan düşüş, eğiliminin sürmesi ve döviz kurlarının nispeten istikrarlı bir görünümde talep etmesi 2016 yılında enflasyonda öngörülmüş olan düşüş zamanını destekleyecek önemli bir gelişmeler olarak değerlendirilmesi yapıldı. Fakat, asgari ücret üzerinde 2016 yılı için yapılan yüksek oranlı olan ayarlamanın önümüzdeki dönemlerde enflasyon üzerine yansımaların yaşanacağı açıklandı.
HEDEFE VARMAK İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Türk lirasındaki birikimli bir şekilde yaşanan değer kaybının enflasyon ve enflasyon bekleyişleri üzerinde yaratacak olumsuz etkilerini sınırlama altına almak için 2015 yılı genelinde Merkez Bankası sıkı para politikası duruşunu bozmadı. Böylelikle Mart ayından itibaren bir hafta vadeli ihale ile repo faiz oranı yüzde 7,5, gecelik borçlanma faizi yüzde 7,25 ve gecelik borç verme faizi yüzde 10,75 oranında sabit olarak tutuldu. Diğer yandan, likidite politikası sıkılaştırılmış ve marjinal fonlamanın toplam Merkez Bankası fonlaması içindeki payında artış yapılarak ortalama fonlama faizi kademeli bir şekilde yükseltilmesi sağlandı. Böylece, 2015 yılı Mart ayı itibariyle yüzde 7,8 civarında belirlenmiş olan ortalama fonlama faizi, Ocak 2016 itibariyle yüzde 8,9 civarı seviyesine çekildi.
Sıkı likidite politikası duruşuna bağlı olarak ayrıca yıl genelinde BIST gecelik repo faizlerinin koridorun üst sınırına yakın seviyede oluşma imkanı oluşturuldu. Önümüzdeki günlerde ücretlerde yaşanacak gelişmelerin ve küresel piyasalardaki belirsizliklerin enflasyondaki beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinde olan etkileriyle enerji ve işlenmemiş gıda fiyatlarında yaşanan oynaklıklar dikkate alınmasıyla, likidite politikasındaki sergilenen sıkı duruş gerekli görülen zaman boyunca korunacağı aktarıldı.
Merkez Bankası’nın uygulamış olduğu sıkı para politikasının ve BDDK’nın konut hariç olmak üzere bireysel kredilere yönelik yürürlüğe koymuş olduğu  makro ihtiyati uygulamalarının da etki göstermesiyle finansal olmayan kesime kullandırılmış olan kredilerin yıllık büyüme oranı 2015 yılında kur etkisinden arındırılarak hesaplanmış olduğunda yüzde 13,6’ya kadar gerileme kat etti. 2014 yılı ilk çeyreğinden itibaren ticari kredilerin, tüketici kredilerine göre daha hızlı büyüdüğü görüldü. Kredi büyümesi ve kompozisyonundaki yaşanan bu önemli derecedeki gelişmelerin dengelenme zamanına ve finansal istikrara katkı yapmanın yanında, son dönemdeki maliyet gelişmelerinin enflasyon üzerindeki etkilerini sınırlayıcı yönde etki yapacağı değerlendirildi.
Faiz ve Türk lirası likidite politikasının yanında  döviz likiditesini dengeleyici ve finansal istikrarı desteklenmesini sağlayıcı politika araçlarını Merkez Bankası kullanmayı sürdürdü. 2015 yılında döviz likiditesine ilişkin olarak; döviz satım ihalesindeki tutarlar daha esnek bir şekilde belirlenmesinin uygulamasına başlandı, rezerv opsiyonu katsayılarında ve Türk lirası mecburi karşılıklara ödenen faizlerde finansal sisteme döviz likiditesi sağlamış olacak şekilde düzenlemeler gerçekleştirildi ve bankaların Döviz Depo Piyasası’nda kendilerine tanınmış olan borçlanma limitleri içerisinde Merkez Bankası’ndan alabilecekleri döviz depolarının faiz oranları kademeli bir şekilde düşürülmesi yapıldı.
Ağustos ayında yayınlanması yapılan yol haritası çerçevesinde, ayrıca  bankaların Merkez Bankası nezdinde olan döviz ve efektif piyasalarında işlem yapma limitleri de artırıldı. Böylece, bankalara tahsis edilmiş olan depo limitleri ile ROM kapsamında Merkez Bankası’nda bulundurulmuş olan altın ve döviz varlıklarının toplamının bankaların gelecek bir yıldaki yurt dışı borç ödemelerinin tamamını fazlası ile karşılayabilecek konum seviyesine getirilmesi sağlandı.
2014 yılı sonundan itibaren Türk lirası çekirdek yükümlülükleri desteklenmesi  ve yabancı para çekirdek olmayan yükümlülüklerde ise vade uzatımını teşvik etmek maksadıyla yabancı para mecburi karşılıklarda ve Türk lirası mecburi karşılıklara ödenmiş olan faizlerde bir dizi düzenlemeler yapıldı. Söz konusu alınan bu önlemlerden sonra yabancı para yükümlülüklerindeki  vade  uzarken, kredi-mevduat oranında yaşanan artış eğilimi durmuş oldu. Ağustos ayında açıklanmış yol haritasında bu doğrultuda alınması kararlaştırılan ilave önlemler duyuruldu. Faiz ve Türk lirası likiditesi politikalarının yanında, döviz likiditesini dengelemeye ve finansal istikrarın sağlanmasını desteklemeye yönelik söz konusu olan politikalar, Türkiye ekonomisinin olası dış şoklara karşı olan direncini destekleyerek önümüzdeki dönemde herhangi yaşanabilecek küresel belirsizliklerin enflasyon ve makro ekonomik istikrar üzerinde yaratacak olumsuz etkilerini önemli oranda sınırlama getirilebileceği kaydedildi.
Enflasyonu düşürmeye odaklı ve kararlı bir politika duruşu altında, enflasyonun yüzde 5’lik hedefe kademeli olarak yakınsayacağı; 2016 yılında yüzde 7,5’e; 2017 yılında ise yüzde 6’ya geriledikten sonra 2018 yılında yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağı öngörüldü. Enflasyon görünümü üzerindeki riskler 2016 Ocak Enflasyon Raporu’nda analiz edildi.
SONUÇ OLARAK
Son yıllarda yaşanmış olan önemli dış şoklara rağmen, uygulanan politika çerçevesi enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki bozulmayı sınırlı seviyelerde tutmayı başardı. Gelinen noktada fiyat istikrarına ulaşıldığını söylemenin mümkün olmadığı belirtilen yazılı açıklamada şu sözlere yer verildi: “Enflasyon hedeflemesinde elde edilen on yıllık tecrübe enflasyonla mücadelenin kolektif bir çaba gerektirdiğini göstermiştir. Kamu gelirler ve ücret politikaları ile gıda fiyatlarına dair yapısal unsurlar enflasyonla mücadelenin önemli bir parçasıdır. Ayrıca, basiretli borçlanmaya yönelik makro ihtiyati önlemler de dengeli büyümeye katkı vermek yoluyla enflasyonla mücadele için elverişli bir zemin oluşturmaktadır.
Dolayısıyla, enflasyonun yüzde 5 hedefine kalıcı olarak indirilebilmesi için bütün kurumların son yıllarda gösterilen çabayı kararlı bir duruşla sürdürmesi önem taşımaktadır. Merkez Bankası 2016 yılında enflasyonla mücadele konusunda üzerine düşeni yapmaya devam edecektir. Son dönemlerde çekirdek enflasyonun birikimli kur gelişmelerine bağlı olarak hedefin oldukça üzerinde seyretmesi ve asgari ücrete dair gelişmeler enflasyon beklentilerinde kayda değer bir bozulmaya neden olmuştur. Merkez Bankası fiyatlama davranışlarını yakından takip etmekte ve enflasyon görünümündeki bozulmayı sınırlamak amacıyla geniş faiz koridoru çerçevesinde uygun sıkılık derecesini ayarlamaktadır. Küresel oynaklıkların önemini koruduğu mevcut konjonktürde esnek bir politika çerçevesi ve çok boyutlu araç zenginliği para politikasının etkililiğini artırmaktadır. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde enflasyona dair yukarı yönlü riskler dikkatle izlenecek ve 2016 yılında tüm politika araçları enflasyonu düşürmek amacıyla kullanılacaktır”.
Haber:Dilara BOZAN

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA